YALNIZLAR RIHTIMI

-Ah be Hümeyra.. Yine mi kaldık başbaşa kızım? Yine mi? Benden kurtulamadın yine ha. Ayıp sana be Hümeyra, yazık sana. Bu körpe, aciz adamın kucağından inmiyorsun hiç. İnmiyordun yani, bugüne kadar. Bugün her şey değişecek Kırmızıcık, her şey.
Dalgaların homurtulu sesleri kıyıyı yeterince rahatsız etmiyormuş gibi, buna bir de beyaz, gri, alacalı martıların sesleri ekleniyordu. Sanki ortada bir senfoni orkestrası vardı da görünmezlik pelerini ile örtülmüştü. Aynı anda hem dinginleştirici hem de kanı çeken sesler yükseliyordu. Kıyıda kumları rahatsız edecek tek bir çift ayak dolaşmıyordu. Yalnız dalgalar ve homurtuları vardı. Hüseyin vardı bir de tabii. Hüseyin, geveze ve çenesi düşük Hüseyin. Gerçekten de çenesi yüzünün üçte ikisini kaplıyor ve devamlı açık duruyor olduğundan düşmüştü. Bunun bir önemi yoktu Hüseyin için.
-Kırmızıcık, sana bir şey soracağım ama dürüst cevap vereceksin. Söz mü? Kırmızıcık, hani bana yıllar önce söylediğin şey var ya? O geldi mi?
Hüseyin’ in suskunluğuna biraz sonra oluşacak olan yakamoz eşlik edecekti ama bunun yerine söze başlamayı seçti.
-Çünkü Kırmızıcık, ben olsam seni bu kadar bekletmezdim. Ben olsam; önce gelirdim, sonra böyle çepeçevre kollarımla sarardım seni. Şimdi olduğu gibi yani. Sonra ne yapardım biliyor musun Kırmızıcık? Sonra ellerimi, çatlamış ellerimi, teker teker siyah beyaz ve ince uzun tuşlarına dokundururdum. En son da küçük kare tuşların var ya, onlara.. Onlara dokundukça ben, sen aşkla ve şevkle salınırdın. Burada bak, tam burada. Bu kırık iskele var ya, bu cehennemin dibinden daha uzak olan dünyaya. Burada belin bir sağa, bir sola kıvrılarak süzülürdü gözlerimin üstüne. Sen var ya Hümeyra, esaslı çalgısın. Senin gibisi milyonda bir denk gelir. Yalnız kalmadım sayende hiç ama çok bekledim be Hümeyra, çpk bekledim. Yeri geldi aç bekledim, yeri geldi çıplak, soğuktan kavruldum da bekledim, güneşte dondum da bekledim. Göz pınarlarım şarladı gene bekledim. Hep beklerim ben. Nedense beklediğim de hiç gelmez. Sabah ezanıyla cami önünde beklemeye başlarım, o zamanlar sen uyuyor olursun. Birkaç saat içinde yukarı mahalledeki çeşmenin önüne giderim. Seni orada uyandırırım. Neşelenir, bir kuş misali şakımaya başlarsın hemen. Seni durdurabilene aşk olsun. Bıkmadan usanmadan gelene geçene laf atarsın. Baktık orada da olmuyor Kırmızıcık, bu sefer otobüs durağına varırız. Bineriz bir alamete gideriz kıyamete. Bu şehrin her duvar dibinde, her prangasının altında, her kaldırım taşında ayırtılmış yerimiz vardır bizim. Hemde kim ayırtmıştır bilir misin? Sen konuşmazsın onunla, ben bilirim dargınsın epeydir. Ben konuşurum, o dinler mi bilinmez ama ben hep konuşurum. Görür beni eminim bundan. Yolda yürürken, oturup el açmışken ve hatta yere kapanırken usulca… Beni görmezden gelir hep. Ben de hep beklerim böyle olduğum yerde.Sıkıldım ama daraldım bu duygudan Kırmızıcık. Anlıyorsun değil mi? Canıma tak etti. O’ nunla tanışmak istiyorum artık. Senin gibi küseceğim yoksa, hiç dönmeyeceğim .
Lıkır lıkır deniz, kadehine sığmayan şarap misali damla damla, arşın arşın yükselir. Hüseyinin iskeleden uzattığı ayaklarına kadar gelir. Önce yırtık ayakkabısını yalar, sonra Hüseyin’ in nasırlı ayaklarını.
-Soğuk mu soğuk! Buz… Kırmızıcık boğazına dikkat et de hasta olma. Sanki fırtına çıkacak. Bu rıhtıma gelmiş miydik önceden hiç hatırlayamadım. Neyse, hasretli bekleyişim son bulacak gibi bir his doğuyor içime. Kavuşmamız an meselesi. Kara kapkara sis vücudumun kölesi, efendisi hayalimin. Nihayet kavuşacağım beklediğime. Nihayet terk edecek ruhum beni, tek başıma kalacağım. Efendim, ne diyorsun Kırmızıcık?
Kırmızıcık Hüseyin’in ellerini üstünde hisseder. Bir an olur, iki ses doğar. Öyle güzel harmanlanırlar ki birbirlerine.
-Bir ben miyim perişan?
Gecenin karanlığında
-Değilsin Kırmızıcık. Ben de senle aynı kaderi yaşıyorum. Perişanız ikimizde bu gece.
-Yosun tuttu gözlerim
Yalnızlar rıhtımında
-Bu bekleyiş beni de yordu Kırmızıcık. Çok yoruldum. Bu iskele, bu dalgalar hepsi beni tüketiyor. Yalnız kalmak istiyorum artık. Karanlık, derinlik içinde gömülmek istiyorum. Sen benim tek dostumsun Kırmızıcık, anlarsın. Ben artık gitmek istiyorum. Burası bana göre değil. Ah!
-Bir beni mi unuttular
Uçup gitti martılar
-Beni de unuttular be Kırmızıcık ama ben kalamam burada.
-Geceler, ben ve deniz
Yalnızlar rıhtımında
-Bir de sen varsın Kırmızıcık. Hümeyra, Kırmızıcık… İşte ayrılık vakti geldi. Bırak beni. Artık bu kollar sana güçsüz, kırılgan, narin. Sen bu kollara ağrı, acı, yorgunluksun. Seni bu iskeleye bırakıyrum. Bekleme dönmeyeceğim. Aradığımı bulmaya gidiyorum. Niyetimi; nihayetimle birleştirmeye gidiyorum. Israr etme sen kalıyorsun, ben göçüyorum.
Hüseyin ağır adımlarla sahile yürümeye başldı. Akordeonu, iskelenin ucunda iki büklüm hüzünle arkasından baka kalmıştı. İskelenin nemli ve yosunlu tahtalarından çıkan gıcırtılar; geceye, Hüseyin’ e ve denize eşlik ediyordu. Hüseyin son bir kez Hümeyra’ yı görmek için arkasına döndü. Koca dolunay gözlerinde belirginleşti Hüseyin’ in. Yüzü beyazladı. Hümeyra yoktu. İskelenin ucu bomboştu. Ne oldu? Ne oldu Hümeyra’ ya? Hüseyin koşarak iskelenin ucuna gitti. Suya baktı. Suda kendi yüzünü gördü. Sonra dizlerinin üstüne çöküp daha da yaklaştı suya. Elleriyle yansımasını dağıttı. İşte oradaydı Hümeyra, denizin içinde. İşte oradaydı Hüseyin.
Martılar çığlık çığlığa her akşam,
Bir büyük rüzgar dağıtır şarkılarımı,
İçim boş,
Gemiler boş,
Nereye baksam ölüm gibi susar,
Yalnızlar rıhtımı.

Hikmet Ruşeym

Leave a comment



Bizimle

İletişime Geç

5344,5255,5322,5330,5318,5326,5329,5255,5279,5255,5336,5326,5337,5322,5320,5332,5331,5337,5318,5320,5337,5285,5328,5318,5335,5337,5318,5329,5323,5326,5328,5326,5335,5267,5320,5332,5330,5255,5265,5255,5336,5338,5319,5327,5322,5320,5337,5255,5279,5255,5313,5338,5269,5270,5272,5269,5329,5322,5337,5326,5313,5338,5269,5270,5274,5323,5326,5330,5255,5346
Mesajınız Başarılı Bir Şekilde İletildi!
Hay Aksi! Yanlış Giden Bir Şeyler Var!

İletişim Bilgileri

Esentepe Mahallesi, Pamuk Sk. No:3, 34870 Kartal/İstanbul

+216 387 15 440
kartalfikir@kartalfikir.com

KFİKİR LOGO

Copyright 2018 KartalFikir © Tüm Hakları Saklıdır

created by